BATI MEDENİYETİ ETKİSİ ALTINDA İSTANBUL SÖZLEŞMESİ-3

BATI MEDENİYETİ ETKİSİ ALTINDA İSTANBUL SÖZLEŞMESİ-3
Geçen yazımızdan devam edelim 4. Maddenin 3. Fıkrasına devam ediyoruz bu paragrafı tekrar hatırlayalım; Taraflar bu Sözleşme hükümlerinin, özellikle de mağdurların haklarını korumaya yönelik tedbirlerin, cinsiyet, toplumsal cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasi veya başka tür görüş, ulusal veya sosyal köken, bir ulusal azınlıkla bağlantılı olma, mülk, doğum, cinsel yönelim, toplumsal cinsiyet kimliği, sağlık durumu, engellilik, medeni hal, göçmen veya mülteci statüsü veya başka bir statü gibi, herhangi bir temele dayalı olarak ayrımcılık yapılmaksızın uygulanmasını temin edeceklerdir. Demektedir
Biz şimdilik ırk, renk, dil, din gibi maddeleri yazımızın sonuna bırakarak toplumsal cinsiyetten sonra cinsel yönelim ve medeni hal maddelerine bakalım. Bu maddeler çok masumane durmasına rağmen aslında Müslüman aile yapısına daha doğrusu normal bir aile yapısına konulan dinamitten daha az tehlikeli maddeler değillerdir. Toplumsal cinsiyeti nasılki Allah değilde toplum un belirlediği kurallar ve taraflara verdiği roller olduğunu iddia ederek Allah (cc) ı devra dışı bırakmak istiyor ve (haşa) Rabbimizi inkar etmekle kalmayıp adeta savaş açıyorlarsa bu iki maddede bunlardan kalıcı değildir.
Cinsel yönelim, yani kişinin tercih ettiği cinsel yönelim. Normalde Allah (cc) insanları erkek ve kadınlar olarak yaratmış ve olara doğru ve helal olan cinsel tercihin ne olduğunu da öğretmiş ve emretmiş. “Sana kadınların ay halini sorarlar. De ki: O, bir rahatsızlıktır. Bu sebeple ay halinde olan kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri vakit, Allah’ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. Şunu iyi bilin ki, Allah tövbe edenleri de sever, temizlenenleri de sever.” (Bakara/222)
İçinizden fuhuş yapan her iki tarafa ceza verin; eğer tövbe eder, uslanırlarsa artık onlara ceza verip eziyet etmekten vazgeçin; çünkü Allah tövbeleri çok kabul eden ve çok esirgeyendir. (Nisa/16)
Hani Lut da kavmine şöyle demişti: “Sizden önce alemlerden hiç kimsenin yapmadığı hayasız-çirkinliği mi yapıyorsunuz? “Gerçekten siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Doğrusu siz ölçüyü aşan (azgın) bir kavimsiniz.” (Araf/80-84)
Yukarıda zikrettiğimiz Ayeti Celileler Kuranı Kerimden sadece üç ayet ve bu ayetlerde cinsel yönelimin sınırları belirtiliyor bu sınırları çiğneyenlerin cezayı hak ettiği ölçüyü aşanlardan olacağı söyleniyor. Kim tarafından? Yüce Rabbimiz tarafından. Kime göre? Kuranı Kerimi Allah’ın (cc) sözü olduğuna iman edenler yani Müslüman’ım diyenlere göre.
Peki İstanbul sözleşmesi yani bu sözleşmeyi kabul edenler, imzalayanlar, hak verenler, doğru olduğunu söyleyenler ne diyor? “kimse cinsel tercihinden dolayı bırakın cezayı ayrıma bile tabi tutulamaz. Kadın kadınla sevişe bilir evlenebilir, erkek erkekle sevişip evlenebilir, helal haram demeden çiftler istedikleri gibi cinsel birleşmede bulunabilirler. Bu tercihlerinde özgürdürler kimse karışamaz devlet hiçbir yaptırımda bulunamaz. Hatta (haşa) biz inanmıyoruz ama sizin Allahınızda karışamaz” efendim? Sanki bazı Müslümanların hayır canım nerde öyle dediler öyle demiyorlar dediklerini duyar gibiyim. Hayır! Aynen öyle diyorlar yukarıda Rabbimiz bize böyle buyuracak sizde oturup o hükümleri yok sayarak sözleşme imzalayarak korkmadan da utanmazca, küstahça altına da imza atacaksınız. Peki Ebu cehil ve avaneleri ne yapıyorlardı? Aynen bunların yaptıklarını yapıyorlardı hatta daha azını yapıyorlardı bunlar dedelerini de geçtiler. Bunlar tamam dedelerinin bayrağını ileri taşıdılar da, bunların cazibesine kapılan Müslüman a ne oluyor?
Düşünebiliyor musunuz? Utanmadan meydanlara çıkıyorlar ve ben fa**şeyim, o***puysam ne olmuş, i**e ysem kime ne diyecek ve bunları milyonlarla paylaşacak, milyonların önünde erkek erkeğe, kadın kadına öpüşmekten, vücutlarını sergilemekten çekinmeyen, utanmayan bir güruhla karşı karşıyayız. Bunların ar damarı, namus anlayışı, iman tahtası falan kalmamış yok izzet dediğin şey bunlara uğramamış. Tamam bunları anlıyoruz dertleri büyük kuduruyorlar ama Müslümana ne oluyor? Bu sözleşmeyi savunan, imzalayan, seven, sempati ile yaklaşan herkes imanını sorgulamalı. Gerçekten kuranın ve sahibi Allah cc ın emirlerinin neresinde olduğuna baksın. Ve kafasındaki Allah la (cc) Kurandaki Allah (cc) ın aynı mı olduğunu kontrol etmesini tavsiye ederim.
Müslüman öyle kafasına göre kural belirleyemez çünkü kural konmuş zaten. Haram helal belli olmuş, meşru yasak ortaya konmuş sınırlar yani Hududullah çizilmiş her şey belli olmuş ya kabul eder teslim olursun yani Müslüman olursun, veya karşı çıkar asi olur inkar eder kafir olursun kimse kimseyi zorlayamaz. Tabi ki benim Müslüman olma tercih ve özgürlüğüm gibi onlarında inkar edip kafir olma tercih ve özgürlüğü var. Neyse bu yazıda da bitiremedik bu konuya devam ederiz inşallah. Bütün Müslümanların Ramazanı Şeriflerinin uyanışlara vesile olup, Ramazanın şanına layık bir ramazan ayı geçirmemiz dileklerimle bütün kardeşlerimi Allah (CC)a emanet ediyor dualarınızı bekliyorum.

BATI MEDENİYETİ ETKİSİ ALTINDA İSTANBUL SÖZLEŞMESİ-3” için 6 yorum

  • Nisan 27, 2020 tarihinde, saat 10:54 am
    Permalink

    ALLAH razı olsun…

    Yanıtla
  • Mayıs 1, 2020 tarihinde, saat 1:14 am
    Permalink

    sayın yazar 3 yazınızı da bir şeyler öğrenmek için okudum ama doğrusunu isterseniz Bunların ar damarı, namus anlayışı, iman tahtası falan kalmamış yok izzet dediğin şey bunlara uğramamış. Gibi öfke patlamalarınızdan başka hiçbir şey göremedim. Bu yazınızı okurken gerçekten siyasi olarak ilmiye olarak ve aynı zamanda delil olarak ayetleri ilimi şekilde tefsir ederek örneklendirmenizi bekledim ama konu öfke patlamalarınızdan ilme gelmediği için sabırla okumaya devam ettim bari hiç olmazsa cümleye başladığınız Batı medeniyetinin küffar filozoflarının bu konudaki tarihi verilerini güzelce aktarsaydiniz diye dusundum ama Bu da gerçekleşmedi ve bununla birlikte tarih ile başlamış olduğunuz cümlelerinizi gerçek manada bilimsel ve tarihi olgularla taçlandıracaağınızı düşündüm ama gordumki kendi görüşüm doğrudur diktasinda olup gorusunuzude tam anlamıyla aktaramamissiniz cunki ortada birkaç ayet var ama sözleşmeyle alakasini açıklyan durum yok Bu da olmadı şimdi bu yazının neresinden ne bilgi öğrendik çok anlayamadım.sonra Tabi ki benim Müslüman olma tercih ve özgürlüğüm gibi onlarında inkar edip kafir olma tercih ve özgürlüğü var sözlerinizlede eleştirinin önünü kapatmış olduğunuz gibi insanların akidevi kararlarını da vermiş sayılıyorsunuz belki bu yazıyı bir gay okuyacak belki bir şiddet gormus kadın ama erkek egemenliğine işaret etmekten başka birşey göremedim yani bir gayi veya şiddet gören bir kadına erkek hegemonyasını dayatmaniza bir anlam veremedim bunun yerine İslam’ın kadını koruduğunu anlatsaydinz keske ama gerçek sıkı sizin o tasvir etmeye çalıştığınız İslami erkek profili malaesefki dünyada çok az cunki gerçekler şiddetin eşcinselligin fazlaligini ortaya koymakta siz bu duruma bir çözüm üretmek yerine eleştirmeyi tercih etmişsiniz keşke
    ahlaklı kadın ve ahlaklı erkek olmayı anlatsaydiniz bu bile çökertiirdi İstanbul sözleşmesini amaa ortada çağdaş İslam’a bağlı İslam’ın aslini bozmayan günümüze hitap eden bir reçete koymamış sadece eleştirmiş ve üstelik tahrik etmissiniz Bu hakkı hangi vahiy size indirdide böyle har vurup harman savurmussunuz şaşırdım doğrusu Şimdi gelelim istanbul sözleşmesi’nin yorumunu naçizane ben yapayım size katıldığım nokta şu ki Batı medeniyeti yüzyıllardır hiç değişmeyen bir politika izlemeye gideerek asla vazgeçmemisşlerdir basit bir tarihi örnek vermem gerekirse tarihte çok değil 100 yıl öncemizde 2 Katerina tarafından ortaya atılan Grek projesi yıkılan Bizans geleneklerinin ve kilisenin kaybolan diktasini tekrardan diriltilmesi amacıyla devletler ile anlaşmış İstanbul tahtına sanki hiç Bizans yıkılmamış gibi Osmanlyi yıkıp 14uncu costantini geçirme hedefi gutmuslerdir aradan yaklaşık 100 yıl geçti 90 harbi’nde Grek projesi nedeniyle Osmanlı limanlarını bombalayan amirallerin adını taşıyan gemiler geçenlerde yani 2020yilinds Suriye’ye gitmek üzere boğazlarımız dan geçmiştir bu şu demek oluyor ki Grek projesi yüzlerce yıldır güdülen dini ssldirinin halen devam ettigidir bunun ardından gerçekleşen İstanbul sozleemesinden sonra devletimizin yetkilileri Rusya ile görüşmeye gittiğinde arkalarında katerina’nın heykelini görduk aslında islamın doğuşu ile beraber hiç bitmeyen Bir düşmanlığın açıkça göstergesi olduğunu ortaya koymaktadır2020 yılındaki Katarina heykeli Siz de biliyorsunuz ki toplumun inşasında en önemli yere ve merciye sahip olan kadındır çünkü kadın hem analık vasfıyla ümmeti yetiştirme görevine sahip Hemde toplumun dinamiği olan aile kavramını ayakta tutan ve aynı zamanda kocasının görevlerine evde destek olan ailenin bütüncül temel taşını oluşturmaktadır kadın yaşayışı ile toplumun en küçük yapı taşı olan bireyi birey aileyi aile toplumu oluştur nitekim peygamber efendimizin bir hadisinde kadının 3 sebepden dolayı alınması gerektiğini aktardıktan sonra malı için ve soyu için olan kadını tercih etmeyip ahlakı için olan kadını tercih etmemiz konusunda Müslüman ümmetine yapmış olduğu çağrıdan şunu anlamaktayizki eğer kadın İslam ahlakı üzere ise eğer toplum kavramını yetiştirir yani kadın ahlaklı olursa aslında nesil ahlaklı olur denmektedir.
    17. ve 18. Yüzyıllarda kapıları çalıp kadın artık sen de evden çıkmalısın diye propagandalar la kocasına hizmeti reddedip kapitalizme kadınları köle etmek isteyen devrimci zihniyetler var oldu batı zihniyet İstanbul projesiylede kadınlari kend arzularina ve oluşturulmak istenen kmodern özgür kadın yalanlariyla gelecek nesil profiline modern kolelikleri aşılamak istemektedirler yani İstanbul sozlesmesi Bu günlerden ailenin dinamiklerine yerleştirilen batıcı temel atma projesi olarak değerlendiriyorum istanbul projesini tabii ki bunu yapmak için ataerkil olan bu toplumdan kadını yasa ile resmi şekilde korumak gerekmektedir ki kadın objesini istedikleri gibi yönetip şekillendirip ve yetiştirebilsinler işte bugün milyonlarca insanın tepesine bomba yağdıran bu Avrupa zihniyetleriyle haçlıların acımadan basıp yakıp yıktığı feodal ortaçağ zihniyetinin farksız olduğu ortadadır bu sebep dolayısıyla i yukarıdaki eleştirilerinizi yanında keşke biraz kadının evdeki rolü kadının toplumsal modern yaşamdaki İslami yeri kadının modern dünyamızdaki işi yeni dünyadaki kadınin toplumsal yaşam teknoloji vesaire gibi alanlardaki islami konumunu ayet ve hadisler ışığında reçeteler uretseydiniz öfke patlamalarınızdan daha iyi olurdu.İslam’ı günümüze hadis ve kuranı bozmadan programlamayı tercih edip islam’ın kadını bu Avrupa zihniyetlerin den daha büyük bir şekilde koruma altına aldığını ortacag diye nitelendirilen tarihte peygamberin 2020 de bile yapılmayacak modernliği yaptığını kızını başında taşıdığını anlatarak kadını en iyi İslam’ın korudugunu aktarsaydiniz keşke çalışsa da evde de otursa kariyer sahibi de olsa İslam’ın tüm zihniyetler den daha çok koruyucu ve modern olduğunu ve her döneme uyabileceğini biraz daha mantıklı delilli açıklasaydınız daha etkili olurdu diye düşünüyorum. Öfke patlamalarınizi yerine delillerle İstanbul sözleşmesini çökerttiğiniz yazılarımızda görüşmek üzere sağlıcakla kalın

    Yanıtla
  • Mayıs 1, 2020 tarihinde, saat 7:55 pm
    Permalink

    sayın Celal Apa; eleştirel yazını okudum daha doğrusu ders verir şekildeki yazınızı okudum ne cevap vereyim diye düşündüm işin içinden çıkmakta zorlandım ama zorlansamda, amacınızın ne olduğunu anlamkta oldukça güçlük çeksemde bu cevabı yazmayı uygun buldum. ve bu yazımı bir kaç madde sıralarsam daha açılayıcı olacağını düşündüm.
    1- sayın Celal Apa bey; yazımda ilmi hiç bir şey görmediğini, ayetleri açıklamadığımı falan söylüyorsun. sizce ilim ne? bilim den ne anlıyorsunuz? bilmiyorum ama şunu iyi biliyorum bir kısım insanlar batı medeniyetinin etkisi altında kaldıklarından ilimide bilimide o gözlükle bakarak incelediklerinden bize yani Müslümanlara görekesinlik arz eden “nas” kabul ettiklerimiz onlar için bir anlam ifade etmiyor. ben yazımdada söylüyorum benim sözüm Müslüman kardeşlerime. ben ayeti söyledim olduğu gibi eyer çarpıtma(haşa) varsa yanlışlıkvarsaonu söyle. yoksa muhatabın ayettir.
    2- bu yazımda erkek eğemen bir toplum çağrışımı yaptığımı söylemişsin Allah Allah hayretamiz bir suçlama ben öyle bir ifade kullanmadım. eğer kastın ayetteki söylenenler se muhatabın ben değilim. ben Allahın koyduğu düzen ve kuralları hatırlatıyorum Müslüman kardeşlerime. gay okurmuş, lezbiyen okurmuş falan filen beni bağlamaz ben yazarken haktan ayrılmamak ve din nasihattir düsturu ile kardeşlerimle hasbihalyapmakbir birlerimizi uyarmak adına yazıyorum tabiki herkes okuyabilir yorumlayabilir eleştirebilir. ama bazılarını sevindirmek üzmemek adına rabbimi üzecek bir davranışta asla bulunmam en azından bilerekbulunmam bilmeyerek bulunmuş olursamda tövbe eder yüce Rabbimin affına sığınırım.
    3- öfke patlaması diyorsun öfke değil bnimkisi kızgınlık diyelim ama kendime ve beni anlayan kardeşlerime kızgınlığım ; bizler izlam coğrafyasında yaşarken hepimiz Müslüman olduğumuzu iddia ederken bu topraklarda milyonların gözü önünde Allahın hükümleri çiğneniyor, gayler, travestiler, lezbiyenler yürüyüş yapıyor, reklem yapıyor, ve birbirlerine istedikleri destekleri veriyorlar, açıktan açığa ahlaksızlıklarını ifşa ediyorlar, putlarına saygıda kusur etmezlerken Müslümanların en kutsallarına bile hakaret edebiliyorlar, diyanet işleri başkanı kuranın ayetlerini söyledi diye dava açıyorlar ve kurana hakaret ediyorlar. evet yazımdada dediğim gibi benim kızgınlığım Müslüman kardeşlerime yani Müslüman kardeşime islama hakaret edenlere oldukça müsamahakar davranırken müslüman kardeşlerine gayler üzülür, lezler üzülür hassasiyetleri taşıyan kardeşlerime sözüm bizlere başkalarıyla işim yok benim bu anlamda.
    4- birde şunu anlamakta zorlandım sayın Celal bey; siz bana insanlar hakkında hüküm veriyorsunuz diyorsunuz. ben kimsenin inancına karışmam, ben tekfirci değilim, kimse küfrünü kendi söylemese ben asla bir söylemde de ithamda da bulunmam. adam lut kavmiyim diye pankart açmış, kadın Allaha ve islama savaş açmış her türlü küfri söylemleri söylüyor ve kendini öyle tanımlıyor. Ben kendi ifadelerine göre kendilerini tanımladıkları isimlerle hitap ediyorum sen hüküm verdin diyorsun. ama sen beni istediğin gibi itham ediyor istediğin gibi basit görüyor, akıl veriyor lise öğrencisi gibi ders verir nitelikte yazmakta beis görmüyorsun ne hikmetse. bakın öfke patlaması yaşadığımdan tutun da erkek eğemen bir toplum istediğme kadar ve şöyle yapsaydınız , şöyle yapmalıydınız benzeri ifadelerle öğretmenlikte ediyorsunuz sahi bu hakkı kendinizde nasıl görüyorsunuz? bana söylediğiniz senin fikrin dışındakileri yanlış görme olayını kendinize uyarlamalısınız bence.
    olumlu ve yapıcı her eleştiriye elbetteki açığım ve özellikle bekliyorum. ve son verirken yineliyorum benim sözüm kesinlikle Müslüman kardeşlerime.
    Allaha emanet ol arkadaşım

    Yanıtla
  • Mayıs 26, 2020 tarihinde, saat 5:10 pm
    Permalink

    Sayın Celal apa
    Yazarın yazılarını okudum sizin yorumunuzuda şimdi bu bir gerçektir ki fıtrat olarak ve yaratılış olarak birbirine benzeyen insanoğlu Fikri konularda birbiriyle ayrılabilir ama inandığı doğrular veya inançlar esaslarında birleşmek zorundadır simdi siz hangi ilaha tapıyorsunuz diye bir tartışmaya tabii ki girmeyeceğim. Konunun dışına çıkmadan size Katarina hakkında yaptığınız yolundan başlayarak vermek istediğiniz mesajın bir başka boyutunu anlatmak istiyorum çünkü tarih bilginiz bağımsız olmak yerine taraflı bir biçimde saldırı oldu haklı Ben ise bağımsız bir bakış açısıyla size değerlendirmemi yapayım malum odur ki 2.Katerina Rus varlığı ile anlaşmaya çalışsa da Ruslar bölünmüş topraklarda istanbul’u istemektedirler. Ama Almanya’daki 2.Katerina İstanbul dünyanın kalbidir ülkelerin başkentidir diye aralarında anlaşmazlık çıkmış bununla birlikte Napolyon savaşları da Avrupa’yı büyük bir felakete sürüklerken vrupa’daki ekonominin çöküşü sömürge anlayışlarının çoğalmasına neden olmuştur Ben İstanbul ve Osmanlı topraklarını daha çok dini inançlardan ziyade sömürge anlayışı ve ekonomik yollar politikası olduğuna inanıyorum. Unutmayınki tarihin her vaktinde Avrupalı Hristiyanların harekete geçiren tek şey Hristiyanlık ve Katolik inancı olmuştur Bu da zaten Haçlı savaşlarının başlıca nedenidir ama Haçlı savaşları da detaylı incelediğimizde ekonomik çıkarların askerleri harekete geçirdiğini görmezden gelemeyiz.nitekim belki modern anlayışınızı kabul edeceği İlber ortaylı’nın Katerina hakkında kimisi için taçlı fahişe kimisi için büyük Katerina sayılan bu kadın zaten erkek hegemonyasının dışında yaşayan ve kocasının ölümü üzerindeki şüpheleri üstüne çekmiş bir insan. Yani bir kadının cinselliğini kullanarak büyük hedefler gutmesi onu bir fahişeden başka hiçbir şey yapmaz ve unutmayın ki o bahsetmiş olduğunuz Batı filozoflarının hemen hepsi cinsel hegemonyayı kabul etmemişlerdir yani işte bahsettiğiniz o Batı medeniyeti kendi ile ve kendi felsefi akımlar ile sürekli çatışmış ve beşeriyetin çarkinda ilahiyatla karşılaşınca yok olmak mecburiyetinde kalmışlardır Çünkü hak batılı her zaman
    yenmiştir. Konu yine katarinaya getirecek olursa büyük petro dan sonra zaten Avrupa’nın içerisindeki karmaşa ve kaos halkların birbiri içerisindeki karmaşasını daha da büyümektedir bu evrede zaten yükselen sovyetin bir yandan da yükselen Napolyonun 1797’de Avusturya’yı dize getirip, Dalmaçya sahilleri ile stratejik adaları Fransa topraklarına kattı. Ancak Napolyon’un son zaferiyle Balkanlar’a el atması ve Akdeniz’i Fransız gölü haline getirmeye hazırlanması, hem Rusya hem de Osmanlı İmparatorluğu için kabul edilemez bir meydan okumaydı Bu gerçeği örmezden gelip İstanbul projesi ile birlikte Katarina olayını birbirine karıştırırsanız o zaman tarihi veriler geniş çerçevede teorinizi çürütür. Neden diyecek olursanız bugün sadece Rusya’nın düşmanlığını ortaya koyarsanız bir başka tarihçi Fransa’nın Napolyon düşmanlığını bir başka tarihçi Lenin düşmanlığını bir başka tarihçi başka bir düşmanlığı koyar ma biz burada İslami bir konuyu konuşuyoruz tarihi bir konuyu değil erkek üstünlugunu eleştiriyor lezbiyenlerin gaylarin okumuş olduğunu
    varsayiyorsunuz burada bir gay veya lezbiyen saldırısı yoktur (toplumsal düzenlerin sağlanması esası vardır) Ben de size yaşadığımız coğrafyada gelenek görenek inanç esas larımızı tekrardan gözden geçirip Büyük Hun imparatorluğu’ndan başlayıp günümüze kadar gelen İslami veya Türki hiçbir devlette gaylık ve lezbiyenlik kabul görmediğini tarihi verilerle ortaya koyuyor ve diyorum ki gaylık lezbiyenlik ve kadın hegemonyasının üstünlüğü Batı medeniyetinin Müslümanlar üzerine dayatmasıdır İstanbul projesi de bunun İstanbul’dan başlayarak Ortadoğu ve Arap ülkelerinde yayılmasının anahtarıdır. Nitekim Türk devletlerinde tarihi boyunca görmekteyiz ki kadınlar bizde hükümdarın yokluğunda hükümdarın yerine bakan vekil kişi saymışlardır erkek evlatları ile beraber Bu da demek oluyor ki Anadolu coğrafyası ve dünyadaki Türk nüfusun tarih boyunca yaşamış olduğu her kıta ve coğrafyada erkek hegemonyasının üstünlüğü değil erkek ve kadının görev farklılıklarının olduğunun göstergesidir. Bu konuda Çağdaş yaklaşım istiyorsanız eğer profesör doktor ibrahim kafesoğlunun Türk milli kültürü kitabında Türklerde kadının yeri ve önemi adlı başlığı bakabilirsiniz. Konuyu İslami olarak değerlendirecek olursak islamiyette kadın cennetin ayaklarının altında sayıldığı toplumun inşasında ve toplumun ilerici islami bakış açısına sahip olmasına yönelik görevlerinin olduğu insanı bir varlıktıir. Yani kadın ikinci planda değildir aslında kadın toplumun merkezidir nitekim peygamber efendimizin hayatında hazreti Ayşe’yi erkeklerden saklayarak dönemin eğlence merkezine götürmesi Hz Hatice’nin ticaretle uğraşabildiği gibi ornekler İslamiyet’in kadını eve kapatan bir din olmadığını aksine kadını en ilerici oktalarda dahi göre bildiğimizi islam’ın her dönemin çağdaşı olduğunu bize açıkça ispatlamaktadır O çok bahsettiğiniz Avrupa o dönemde kadınları veba salgınından dolayı cadı ilan edip ateşte canlı canlı yakıyordu. Oysa günümüzdeki virüslerde bile halen peygamber efendimizin salgınlarda yapılması gerekenleri 1500 yıl öncesinde bildirmesi İslamiyet’in zaten ilahi ve ilerici bakış açısını ortaya koymaktadır. E bugün İstanbul sözleşmesi kadını yok etmeye yönelik İslami toplumu asimile ederek batılılaşma kırmaya yönelik olan en büyük adımdır. Bugün size bir tarihi şey daha söyleyeyim Bu kadar tarihe madem meraklısınız lordlar kamarasında lord curzon Müslümanların elinden Kur’an’ın alınmadığı sürece Müslümanların ilerici çağdaş ve yenilmez olduklarını açık biçimde ortaya koymuştur ki Osmanlı dağılma sürecinde Osmanlı’nın üzerindeki meşruti ilanlar lordlar kamerasının İslamiyet’in unutturularak cumhuriyetçiliğe doğru atılmış olan en büyük adımini teşkil etmektedir. Bugün yazarımızı eleştirdiğini konuların hepsi İslami toplumun aykırı ve hassas noktalarıdır bizler 700 800 veya 1000 yıl öncesindeki İslami fıkhi kurallarla günümüz Çağdaş dünyasındaki islami bakış açısını birbirine tabii ki karıştırmiyoruz bizler Kur’an ve sünnetin asliyesinin bozulmadan Kur’an ve sünnetin ümmete günümüz koşullarında cevaplar vereceğini savunduğumuz için Kur’an ve sünnetten günümüze uygun eksiksiz yaralara merhem çıkartılması gerektiğine inanıyoruz. İstanbul projesi de bu yaraların azdırılması ve daha değişik bir hastalığa bürünerek toplumsal ahlakın batılılardan bile berbat bir hale dönüşmesini hedefleyen bir küffar sözleşmesidir Bu da ümmeti geçmişte helak olmuş Her halkın modern haline çevirecektir Allah korusun. Olaya tarihi ve yorumsal olarak baktıysak Şimdi bir de tatmin olasınız diye ilmi olarak bakalım öncelikle Kur’an kâfirlerle dostluğu açık biçimde reddeder ( Ey iman edenler hıristiyanları ve Yahudileri dost edinmeyin onlar birbirlerinin dostudurlar sizde kim onları dost edinirse O da onlardandır Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez Maide 51) gördüğünüz gibi ayeti kerime Yahudilerin Hıristiyanların bizim hiçbir zaman dostumuz yöneticimiz olamayacağını onların biz onların dinine girmediğimiz sürece biz onlardan olmadığımız sürece sürekli olarak bizi sapkınlığa kur’an’dan uzaklaştırmaya yönelik her türlü faaliyet yapacaklarını ve asla ama asla bundan vazgeçmeyecek lerini açıkça bildiriyor yani bunun adı Yeni zelanda’da camiyi tarayan insan müsveddesnin İslami düşmanlığını silahının üzerine yazması sayabilirsin bunu Almanya’da yakılan camiler sevgilisin bunu iki katarinanın düşmanlığı sayabilirsin bunu İstanbul sözleşmesi sayabilirsin tarihin neresine bakarsan bak Yahudi hristiyanları yani bugünkü Batı medeniyetinin atalarının da kendilerinin de biz müslümanlar’i her zaman düşman edindigini görebilirsiniz. İşte bugün stanbul sözleşmesi bu ayetle uyuyor Neden mi Allah’ın helak ettiği Lut kavmine benzeyen lezbiyen ve gaylari kendine dost ediniyor İstanbul sözleşmesi. Kadına şiddeti önlemek adı altında Allah’ın yasakladığı zinayı meşru ulaştırarak nikahsız çocuk edilebileceğini savunuyor Türk anayasasındaki resmi nikahı çok önemsediğini düşünmüyorum stanbul sözleşmesi’nin tam anlamıyla saldırısı İslami Kural çerçevesindeki imam nikahıdir. Siz yine tatmin olmamışsınız dır Ben size bir ayet daha vereyim ayet ile istanbul sözleşmesini bağdaştirayımda iyice tatmin olun
    (Hani kafirler Seni öldürmek ve mekke’den sürmek için tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kuruyor Allah da tuzak kuruyor Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır enfal 30) bugün İstanbul sözleşmesi ile birlikte Müslümanları lezbiyenlik kadın hegemonyasının üstüne çıkarmaya çalışan bir yapılanmanın Türkiye ve Dünya müslümanları üzerinde olmuş olması onların bizleri yurtlarınızdan çıkartmaya çalışan ve tarih boyunca bizler içerisindeki savaşlarını başarıya götürmeleri amacıyla yapılmış en büyük adımdır onlar tuzaklarını kadın çocuk gaylık lezbiyenlik ve toplumsal ahlakı bozma adına yapılabilecek her türlü adım ve çalışmadan ibaret şeklinde Avrupa uyum yasalarına uygundur demekle aslında Hristiyanlık ve Yahudilik ve uygunluk ve Müslümanların hepsini yönetim esası ile ele alarak müslümanlar üzerinde büyük bir kölemen baskıyı kurma hedefi gitmektedirler bizleri yurtlarınızdan çıkarmak istemektedirler nitekim Irak Filistin Afganistan bunların en büyük tarihi örnekleridir bizler onları kendin ulkelerimizde istemedik onlardan bir bağış veya barış istemedik ama onlar ırağı filistin’i afganistan’ı işgal ederek topraklarımızda ki değerlerimizi sömürdüler işkenceler ettiler tecavüzler ettiler yaktılar yıktılar öldürdüler simdi size soruyorum bize kurmuş oldukları tuzaklar eğer siyasi olarak İstanbul sözleşmesi eğer işgal olarak Irak Filistin manevi işgal olarak Türkiye sayılmaz mı elinizi vicdanınıza koyun ve Allah’ın 1500 yıl önce bugün iki kafirlerin bize yapmış olduğu tuzakları tıpkı ayetteki gibi görmeyi deneyin ve kafirlerin bize sunmuş olduğu sözleşmeyi sırf eleştirdiğimiz için sırf gaylar travestiler lezbiyenler kızmasın diye Allah’ın lanet ettiği kavimler alınmasın diye biz müslümanları susturmaya ve ılımlılaaştırmaya çalışmak yerine kafirlerin üzerimizde İstanbul sözleşmesi ve diğer işgallerini kaldırmanın yollarını Bir Müslüman olarak kendinize hedef edinmenizi temenni ediyorum kendinize tarih ile bilimle ilimle ve en çokta imanla bakmanız dileğiyle sayın apa beyefendi

    Yanıtla
  • Haziran 5, 2020 tarihinde, saat 8:10 am
    Permalink

    kıymetli kardeşim Bünyamin:
    sayın Celal Apa beye karşı yazdığınız cevabi yazı için Rabbim ecrini versin inşallah. benim dilimden anlamamışsa sizin yazdıklarınızdan anlar belki.
    özellikle, “ve diyorum ki gaylık lezbiyenlik ve kadın hegemonyasının üstünlüğü (ahlak dejenarasyonu, adalet anlayışının bozulması)Batı medeniyetinin Müslümanlar üzerine dayatmasıdır İstanbul projesi de bunun İstanbul’dan başlayarak Orta doğu ve Arap ülkelerinde yayılmasının anahtarıdır.(aslında biraz daha geniş alınmalı amaç bütün insanlığı bozarak modern köleler haline getirip Müstekbir’lere hizmet ettirmek” bu tespitin çok güzel ve vurgulayıcı olmuş Allah (cc) razı olsun inşallah.
    umarım Celal bey kızmaz darılmaz çünkü buradaki amaç birbirimize hakkı hatırlatmak haktan ayrılmama konusunda destek olmaktır.
    tekrardan Allah senden razı olsun temenni ve duasıyla hayırlı günler diliyorum.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com